Avrupa’nın En Çok Doktora Giden Ülkesiyiz: Peki Ama Neden?
Türkiye’de kişi başı doktora müracaat sayısı 2002’de 3.1 iken 2024’te katlanarak 12.2’ye çıktı. Uzmanlara göre bu artışta performans sistemi, kolay erişim ve yapay zekayla artan sağlık kaygısı etkili
Türkiye’de hekime müracaat sayısı yıllardır artış gösteriyor. Öyle ki, sağlık ocaklarından aile hekimliğine, kamu hastanelerinden özellere tüm sağlık kurumlarını kapsayan hekime müracaat sayısı bundan 24 yıl önce, 2002 yılında, kişi başı 3.1’di. 2024’te bu sayı 12.2’ye yükseldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı, 2025 yılının ilk 11 ayını kapsayan muayene sayısı verisine göre kişi başı müracaat 11.9 oldu. Bu oran bizi Avrupa’da ilk sıraya taşıyor. Yani Avrupa’nın doktora en çok giden ülkesi Türkiye. OECD ülkeleri arasındaysa, 2.sıradayız. Güney Kore, 18’le bizi geçiyor. Nitekim Türkiye’de 2025’in sadece ilk 11 ayında muayene sayısı 1 milyar 24 milyonun üzerine çıktı. 2024’te ise toplam sayı 1 milyar 47 milyon 877 bin 901’di. İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner’in açıkladığı verilere göre ise, 2025 yılında İstanbul’da 207 milyon muayene, 2 milyon 600 bin ameliyat, 43 milyon radyolojik görüntüleme yapıldı. Güner, yoldan geçerken acile uğrayan, hatta senede 300 kere doktora giden hastalar olduğunu söylüyor.
Performans sistemi
Halk Sağlığı Uzmanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Kılıç’a göre, ilk sebep kışkırtılmış sağlık hizmeti başvurusu politikamız: “Türkiye’de istediğin zaman, istediğin kuruma başvurabilirsin, tüm kurumlar sana her zaman açık. Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden her 10 dakikada bir hastaya randevu verilebiliyor ve bu durum başvuru yoğunluğuyla açıklanıyor. Biz bu tabloyu kışkırtıcı sağlık hizmeti başvurusu olarak tanımlıyoruz. İlk bakışta olumlu bir politika gibi gözükse de hem hastayı hem doktoru yıpratıyor. Benimsenen politikanın arkasındaki dinamik ise, kamuda hekimin maaşının bir bölümün performansa dayalı ödenmesi. Yani hekim gördüğü hasta sayısı, cerrahsa yaptığı ameliyat sayısı olmak üzere, o ay gösterdiği performansa göre ek ödeme alıyor. Hekimin gelirinin yaklaşık yarısı bu ek ödemelerden geliyor. Dolayısıyla hekim aslında sistem içinde buna mecbur kalıyor. Günlük baktığı hasta sayısı artıyor.”
Bu noktada, hem doktor hem hastanın zorlandığını belirtiyor Kılıç; “Kısa zamanda gerçekleştirilen doktor-hasta görüşmesinde hasta muayeneden tatmin olmayıp aynı yakınma nedeniyle farklı hekimlere de gidiyor. Sistem bu şekilde ciddi bir kısır döngüye girerek hem doktora müracaatı arttırıyor hem de doktorun iş yükünü artırdığı için hasta memnuniyetini azaltıyor. Gereksiz başvurular ve tetkikler nedeniyle ise sağlık harcamalarımız artıyor.”

Yapay zeka etkisi
Kılıç’a göre bir başka neden de birinci basamaktaki yetersizlik: “Batı ülkelerinde kapı tutucu uygulama yapılır. Önce bir kuruma başvurulur, ardından o kurumdan doktorun yönlendirmesiyle hastaneye gidilir. Bunun için birinci basamağa da yatırım yapmak, sistemi geliştirmek lazım. Hasta aile hekimine gidip doğru yönlendirmeyle, uygun branştan uygun hastaneye gideceğine, ülkemizde kendi kafasına göre hastane hastane dolaşıyor.” Öte yandan, Kılıç son dönemde yapay zekanın da hasta sayısını artırdığını söylüyor:
“Yapay zekaya danışarak, kendisine tanı koyup doktor doktor dolaşan hastalar da var. Hatta hangi tetkikleri yaptırmak istediklerini bile muayenelerde belirtiyorlar. Baş ağrısını aratıp yapay zekanın sunduğu onlarca sebepten endişe ediyor, hastaneye başvuruyorlar. Hem doktorun hem de hastanın işi zorlaşıyor.”
Kaynak: gazeteoksijen
Düzenlenme Tarihi: 08.05.2026,16:25





