16 Ağustos 2026

Bu Site; Uşak Üniversitesi İletişim Fakültesi, Yeni Medya ve İletişim Bölümü, İnternet Gazeteciliği Dersi Projesidir.

Spontane Digital
GenelKültür-Sanat

“Genç Sherlock” İstanbul’da: Tarih ile Oryantalizm Arasında

“Genç Sherlock”, Sherlock Holmes’ün gençlik yıllarını İstanbul ve Kahramanmaraş’ta anlatırken, tarihi ayrıntılar ile oryantalist klişeleri aynı potada eritiyor. Dizi sürükleyici hikayesine rağmen deve, kostüm ve mimari tercihleriyle Endülüs-Mağribi estetiğine ve egzotik Doğu imgesine yaslanıyor.

1859-1930 yılları arasında yaşayan İngiliz yazar Sir Arthur Conan Doyle‘un kurgusal karakteri Sherlock Holmes, İngiliz film-dizi sektörünün taşıyıcı kolonu olmaya devam ediyor.

Bu zamana kadar sayısız defa beyazperde ve televizyona aktarılan ünlü dedektif, şimdi de genç haliyle karşımızda.

Guy Ritchie tarafından çekilen ve Holmes’ün gençlik yıllarına odaklanan “Genç Sherlock” (Young Sherlock), Holmes’ün dahi bir dedektife dönüşmeden önceki halini anlatıyor. Dizide Holmes’ün ezeli baş düşmanı Profesör James Moriarty ile dostluğunu, gözlem yeteneğinin ilk meydan okumalarını görüyoruz.

19 yaşındaki Sherlock Holmes’ün, henüz o keskin zekasını ve meşhur disiplinini tam anlamıyla şekillendirmediği, daha ham ve asi yıllarının anlatıldığı dizide, Oxford Üniversitesinde geçen bir cinayet vakası genç Sherlock’u hem adını temize çıkarmak hem de dünya çapındaki büyük bir komplonun önüne geçirmek zorunda bırakıyor.

Andrew Lane tarafından yazılan “Young Sherlock Holmes” kitap serisinden uyarlanan, Amazon Prime Video‘da yayınlanan dizinin bazı sahneleri İstanbul ve Kahramanmaraş’ta geçiyor. Türk oyuncu Numan Acar, “Esad Kaşgarlı” karakterine hayat veriyor. Dizide Türkçe replikleri sıkça duyuyoruz.

BİTMEYEN DEVE TAKINTISI

“Batılı akademisyen, sanatçı ve yazarların Doğu toplumlarını kendi kültürel, politik ve ekonomik çıkarları doğrultusunda, egzotik, gizemli, geri kalmış veya irrasyonel olarak kurgulayıp incelediği Batı merkezli bir bakış açısı ve bilgi sistemi” olarak tarif edilen oryantalizm, Batı’nın bir türlü kurtulamadığı bir hastalık. Bu dizide de bununla karşılaşıyoruz.

UĞRAMAYAN KILIK KIYAFET REFORMU

1870’li yılların Tanzimat İstanbulunda geçen sahneler yer yer oryantalizm içeriyor. İlk İstanbul sahnesinde yine bizi bir deve karşılıyor. Müzikler de keza öyle…

İkinci Mahmud’un 30-40 yıl önce hayata geçirdiği kıyafet reformu da diziye uğramamış. Dizinin Sultan Abdülaziz devrinde geçtiğini kabul edersek, dönemin moda fes türü olan “Azizî” tipi fes takan insanların olmamasını yadırgamak da herhalde çok şey beklemek olur. Bu konuda biraz kolaycılığa kaçıldığı söylenebilir.

“Azizî” tipi fes, 1861-1876 yılları arasında yaygın şekilde kullanılırdı

TÜRLERİN KÖKENİ “ANAHTAR” ROLÜNDE

Charles Darwin’in 1859’da yayınladığı meşhur “Türlerin Kökeni” kitabı da İstanbul’daki bir sahnede “anahtar” rolü görüyor. 1868’de açılan Mekteb-i Sultani’nin müfredatında Darwin’in teorisinin yer bulduğunu bildiğimiz için İstanbul’daki bir kitaplıkta bu kitabı görmek şaşırtıcı değil.

ENDÜLÜS/İSPANYOL VE MAĞRİBİ ESİNTİLERİ

Dizideki çevre tasarımı her ne kadar İstanbul atmosferini hissettirmek için özenle hazırlanmış olsa da mimari, mermer işçiliği ve genel dizayn unsurları aslında Endülüs/İspanyol ve Mağribi esintileri taşıyor. Zaten dizinin İstanbul sahneleri de gerçekte İstanbul’da değil, İspanya’nın Endülüs bölgesinde çekildi. Yani İstanbul’u çağrıştıran, ama aslında İspanya’daki Endülüs/Mağribi mimarisi ile stüdyo dekorunun karışımından kurulmuş bir görsel dünya var karşımızda.

Yapım tasarımcısı Tom Burton, İstanbul sahneleri için İspanya’nın güney bölgesini seçtiklerini ve bunu özellikle “Mağribi mimarinin İstanbul’daki Osmanlı mimarisi için iyi bir karşılık oluşturması” gerekçesiyle yaptıklarını söylüyor.

Bu yüzden ekrandaki kemer, avlu, taş işçiligi, mermerimsi yüzeyler, saray/çarşı dokusu ilk başta “İstanbul’a yakın” gelebilir, ama dikkatli bakınca bunlar daha çok Osmanlı, Endülüs ve genel doğu/oryantal dönem estetiği karışımı gibi duruyor. Bu, görsel olarak büyüleyici dursa da mimari açıdan İstanbul’un tarihsel dokusundan ziyade, Güney İspanya’nın egzotik yapısını yansıtıyor.

Öte yandan, “Bu şehrin Roma’nın ihtişamına rakip olarak kurulduğunu biliyor muydun? Antik çağdaki en gelişmiş surlara sahipti. Yabancı imparatorlukların, çetin savaşların ve hastalıkların üstesinden geldi. İnsanlık tarihi boyunca başına ne gelirse gelsin bu şehir hep ayakta kaldı.” repliği ise İstanbul’un tarihine bir saygı niteliğinde.

Dizi hiç şüphesiz kendisini izlettiriyor ancak o devirde İstanbul’dan Kahramanmaraş’a gitmenin 24 saatten fazla süreceğini de söylemek gerek…

Kaynak: odatv.com

Yayın Tarihi: 05.04.2026, 18:30

Hayrun Nisa Gül Kızıkoğlu

Hayrun Nisa Gül Kızıkoğlu

Sanatın estetiği ile otomotiv dünyasının dinamizmini aynı potada buluşturan Hayrun Nisa, kültür-sanat etkinliklerinden otomobil lansmanlarına, sergi salonlarından test sürüşlerine uzanan geniş bir yelpazede sitemizin en ilham verici içeriklerini yönetiyor.

5 1 vote
Article Rating
Bana Haber Ver
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler