Şansın Eseri: Tarihi Değiştiren 25 Büyük Keşif
Dünyanın dört bir yanında, kimi bir çiftçinin sabanı, kimi bir çobanın attığı taş sayesinde ortaya çıkan 25 eser, insanlık tarihine ışık tuttu. Bir tesadüfle bulunan bu 25 eseri Odatv derledi…

KRAL I. CHİLDERİC’İN MEZARI – 1653 – BELÇİKA
27 Mayıs 1653’te Belçika’nın Tournai kentindeki Saint-Brice Kilisesi yakınlarında bir inşaat projesinde çalışan sağır ve dilsiz duvar ustası Adrien Quinquin, kazmayla çalıştığı esnada şans eseri altın bir toka ve yüz altın sikke buldu. Başlatılan çalışmalarda Kral I. Childeric’in mezarı ortaya çıktı.

ALTIN MÜHÜR – 1784 – JAPONYA
23 Şubat 1784’te Japonya’nın Fukuoka Eyaleti’ndeki Shika Adası’nda yaşayan Jinbei isimli bir çiftçi, sulama kanalını onarırken şans eseri bir kutu buldu. Kutuyu inceleyen dönemin ünlü yazarı Kamei Nanmei mührü tanıyarak, eritilmesini engelledi. Daha sonra mühür, Fukuoka Beyliği’nin yöneticileri olan Kuroda klanı tarafından saklandı ve 1978 yılında Kuroda ailesi tarafından Fukuoka şehrine bağışlandı.

ROSETTA TAŞI – 1799 – MISIR
15 Temmuz 1799’da dönemin Fransa İmparatoru Napolyon Bonaparte’ın askerleri tarafından Mısır’ın Reşid (Rosetta) kasabası yakınlarında bulunan kale yapımındaki bir kazı sırasında keşfedildi.

VENUS DE MİLO – 1820 – YUNANİSTAN
Milo Venüsü, Antik Yunan heykel sanatının en ünlü örneklerinden biridir ve Afrodit, yani aşk tanrıçasını temsil eder. 1820 yılında Yunanistan’ın Milos Adası’nda bir köylü tarafından tesadüfen toprağın altında bulunmuştur. Kral XVI. Louis tarafından Fransa’ya getirilen heykel, günümüzde Louvre Müzesi’nde sergileniyor.

TUTANKAMON’UN MEZARI – 1922 – MISIR
1922 yılında Howard Carter, Krallar Vadisi’nde yaptığı uzun ve umutsuz arayışların ardından Tutankamon’un mezarını, su taşıyan Mısırlı çocuk Hüseyin Abdurresul’un kuma gömülü bir basamağa takılması sayesinde keşfetti.

TAŞ KÜRELER – 1930 – KOSTA RİKA
Kosta Rika’nın güneyindeki Diquis Deltası’nda 1930’larda muz plantasyonları kurulurken tesadüfen bulunan küre taşlar gizemini hala koruyor. Bu taşlara “Las Bolas de Piedra” deniyor.

SUTTON HOO HAZİNESİ – 1939 – İNGİLTERE
Edith Pretty adlı bir kadın, Suffolk’taki arazisinde bulunan gizemli toprak yığınlarını merak ederek amatör bir arkeolog olan Basil Brown’u kazı yapması için tuttu. Yapılan kazıda, içine 27 metrelik bir gemi gömülmüş olan devasa bir Anglosakson kraliyet mezarı bulundu. İçinden çıkan ikonik altın miğfer ve mücevherler, bugün British Museum’da sergileniyor.

LASCAUX MAĞARASI – 1940 – FRANSA
12 Eylül 1940’ta 18 yaşındaki Marcel Ravidat ve köpeği Robot sayesinde keşfedildi. Robot, ormanda bir deliği kazarken Ravidat’ın dikkatini çekti. Ravidat birkaç gün sonra üç arkadaşıyla deliği genişleterek mağaraya girdi ve binlerce yıldır ışık görmemiş devasa bir alanla karşılaştı. Mağara duvarlarında geyik, bizon, kedi ve at figürleri dahil yaklaşık 600 çizim bulundu.

ÖLÜ DENİZ PARŞÖMENLERİ – 1947 – FİLİSTİN
1947’de bir Bedevi çoban olan Muhammed Ahmed El-Hamid, kaybolan keçisini ararken Ölü Deniz’in batı yakasında, Eriha’nın 13 kilometre güneyinde gördüğü tepeye bir taş attı. Duyduğu testi kırılma sesi üzerine aşağıya inen genç, buradaki testilerde keten kumaşa sarılmış deri yazmaları buldu.
925

RİACE BRONZLARI – 1972 – İTALYA
Amatör dalgıç Stefano Mariottini, denizin 8 metre altına dalarken heykelin sol kolunu fark etti. İlk başta bir insan cesedi bulduğunu sanan dalgıç, kola dokunduğunda bunun bronz bir kol olduğunu anlayarak bir heykel bulduğunu fark eder ve durumu yetkililere bildirir.

TERRACOTTA ORDUSU – 1974 – ÇİN
1974 yılında Çin’in Shaanxi eyaletine bağlı Xi’an yakınlarında bir çiftçi kuyu kazarken sert bir cisme rastladı. Bu tesadüfi keşif, binlerce toprak askerden oluşan devasa Terrakotta Ordusu’nun gün yüzüne çıkmasını sağladı. Toprak Askerler olarak da bilinen Terracotta Ordusu’nun M.Ö. 210 yılında, Çin’in ilk imparatoru Qin Shi Huang’ın mezarını korumak amacıyla yapıldığına inanılıyor.

GÖBEKLİTEPE – 1983 – TÜRKİYE
Şanlıurfa’nın Örencik köyünde yaşayan Mahmut Kılıç, tarlasını sürerken üzerinde hayvan figürleri olan bir taş buldu ve bunu müzeye götürdü. İlk başta “sıradan bir buluntu” sanılsa da daha sonra Alman arkeolog Klaus Schmidt’in incelemeleriyle buranın 12 bin yıllık, dünyanın bilinen ilk tapınağı olduğu anlaşıldı. Bölgedeki çalışmalar günümüzde de sürüyor.

ZEUGMA MOZAİKLERİ – 1987 – TÜRKİYE
Gaziantep’in Nizip ilçesinde, Belkıs köyünde yaşayan bir çiftçi, tarlasını sürerken sabanının sert bir şeye takıldığını fark etti. Toprağı biraz kazdığında renkli taşlardan oluşan bir figür gördü. Durumun yetkililere bildirilmesi ardından yapılan incelemede, Roma döneminin en zengin şehirlerinden biri olan Zeugma’nın taban mozaikleri gün yüzüne çıktı. Bu tesadüf, dünyaca ünlü olan “Çingene Kızı” mozaiğinin keşfine yol açtı.

BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ – 1989 – ABD
1989 yılında bir adam, Pensilvanya’daki bir bit pazarından çerçevesini beğendiği için 4 dolara eski bir tablo satın aldı. Çerçeveyi sökerken arkasına gizlenmiş, 4 Temmuz 1776 tarihli Bağımsızlık Bildirgesi’nin nadir bulunan ilk baskılarından birini keşfetti. Belge, 1991 yılında açık artırmada 2.42 milyon dolara satıldı.

HOXNE HAZİNESİ – 1992 – İNGİLTERE
İngiltere’nin doğusundaki Suffolk bölgesinde yer alan Hoxne köyü yakınlarında bulunan hazine, 16 Kasım 1992’de tesadüfen keşfedildi. Çiftçi Peter Whatling, tarlada kaybettiği çekicini bulmak için arkadaşı Eric Lawes’ten yardım istedi. Lawes, metal dedektörüyle arama yaparken önce gümüş kaşıklar, ardından altın takılar buldu. Böylelikle Roma İmparatorluğu’ndan kalma tarihi eserler gün yüzüne çıktı.

KALKANCA MOZAİĞİ – 1994 – TÜRKİYE
Samsun’da yol çalışması sırasında tesadüfen bulunan 2 bin yıllık Kalkanca Mozaiği, 30 yıl depoda bekledikten sonra 2024’te Samsun Müzesi’nde sergiye çıktı.

SOBESOS ANTİK KENTİ – 2002 – TÜRKİYE
Sobesos Antik Kenti, 2002 yılında Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Şahinefendi köyü yakınlarında kaçak kazı sırasında tesadüfen keşfedildi. Daha sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından başlatılan kazılarla gün yüzüne çıkarılan antik kentte şapel, hamam ve çeşitli yapılar bulunduğu belirlendi. Özellikle taban mozaiklerinin yaklaşık 1600 yıl öncesinin süsleme sanatını yansıttığı tespit edildi.

YERALTI ŞEHRİ – 2014 – TÜRKİYE
Nevşehir Belediyesi tarafından yürütülen “Nevşehir Kalesi Etrafı Kentsel Yenileme Projesi” kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar sırasında, yaklaşık 1400 yıl öncesine uzandığı tahmin edilen Yeraltı Şehri gün yüzüne böyle çıktı.

BAŞBÜK ASUR YAZITLARI – 2017 – TÜRKİYE
2017 yılında Şanlıurfa’nın Siverek ilçesine bağlı Başbük Mahallesi’ndeki bir eve giren yağmacıların ortaya çıkardığı 30 metrelik odada duvar resimleri keşfedildi. Duvar resminin M.Ö. 9. yüzyıla, Yeni Asur İmparatorluğu dönemine ait olduğu tahmin ediliyor.

KAMONDO PORTRELERİ – 2018 – TÜRKİYE
Ressam Esperon tarafından yapılan Nissim de Kamondo ve eşine ait yağlı boya tabloları, 2018 yılında bir eksper tarafından tesadüfen teşhis edildi.

DERGİ İHBARI – 2018 – POLONYA
Bir arkeolog, bir dekorasyon dergisinde kullanılan fotoğraflardaki fincan ve kaselerin 3 bin yıllık Tunç Çağı eseri olduğunu fark etti.

TAŞ BABA – 2020 – TÜRKİYE
2020 yılında Erzurum’da yaşanan olayda çiftçi Aytaç Alveri, hayvanlarını otlatırken Türkiye’de eşi olmayan 2.500 yıllık Kıpçak dönemi “Taş Baba” heykelini buldu.

SALKAYA MOZAİĞİ – 2020 – TÜRKİYE
Çiftçi Mehmet Emin Sualp, 2020 yılında satın aldığı araziye fidan dikmek isterken mozaik izlerine rastladı. Bunun üzerine yetkililere haber veren Sualp’in 84 metrekarelik devasa bir Roma dönemi taban mozaiği bulduğu ortaya çıktı.

DEFNE LAHDİ – 2024 – TÜRKİYE
6 Şubat depremlerinde zarar gören elektrik kablolarının tesisatı için kazma işlemi yapan iş makinesi operatörü, üzerinde mitolojik objeler olan antik bir lahdi gün yüzüne çıkardı.

BONUS: İtalya’nın Napoli’deki Saint George Maggiore Kilisesi’nde yapılan restorasyonda, 16. yüzyıla ait “San Severo’nun Hayatı” tablosunun arkasında Aniello Falcone’ye ait, Aziz George’un ejderhayı öldürdüğü gizli bir tablo keşfedildi. Eserin 1645 tarihli olduğu belirlendi.
Kaynak: odatv.com
Yayın Tarihi: 05.04.2026, 18:51





