29 Ekim 2026

Bu Site; Uşak Üniversitesi İletişim Fakültesi, Yeni Medya ve İletişim Bölümü, İnternet Gazeteciliği Dersi Projesidir.

Spontane Digital
DünyaGenel

Okyanus Akıntılarında Kritik Eşik: AMOC Akıntısı Geri Dönülemez Noktada

The Guardian’ın saygın çevre yazarı Monbiot uyardı: Bilim, Atlantik’teki hayati sistemin düşünülenden daha yüksek olasılıkla çökeceğini söylüyor. Kritik tarih, bu yüzyılın ortası. Ancak “milyarderin ölüm tarikatı” bu varoluşsal krizlerle ilgilenmiyor

Yoksullar ve orta sınıf üyeleri vergi öder, zenginler muhasebecilere, çok zenginler avukatlara, ultra zenginler ise politikacılara para verir. Bu sözler bana ait değil ancak herkes duyana kadar tekrarlanmaları gerek.

Milyarderler ne kadar çok para biriktirirse, siyasi sistem üzerindeki kontrolleri o kadar artar. Bu da daha az vergi ödemeleri anlamına gelir ki bu da aslında daha fazla sermaye biriktirmeleri, bu yüzden kontrollerinin daha da yoğunlaşması sonucunu doğurur. Aynı milyarderler aynı zamanda dünyayı kendi taleplerine göre yeniden şekillendirir. “Milyarder beyni” olarak bilinen patolojinin belirtilerinden biri, kendi kısa vadeli kazançlarının ötesini görememeleridir.

Anlamsız servet dağlarına birkaç taş daha eklemek için gezegeni talan ederler. Bugün tam da bunun gerçekleştiğini görebiliyoruz. Geçen hafta yılın belki de yüzyılın en büyük haberi geldi. Ancak kısmen milyarderlerin medyanın çoğuna sahip olması nedeniyle, çoğu insan bunu hiç duymadı. Daha ne olduğunu anlamadan kendimizi medeniyetin sonunu getirecek bir olayın içinde bulabiliriz.

Haber şu: Bilim insanlarınca hayati öneme sahip bir okyanus sirkülasyon sisteminin durumu yeniden değerlendirildi. Bazıları artık iklim bozulmasının deniz suyunun sıcaklığını ve tuzluluk oranını değiştirmesi sonucunda, bu sistemin çökme olasılığının yüksek olduğuna inanıyor. Atlantik Meridyonal Devridaim Dolaşımı (AMOC) olarak bilinen bu sistem, tropik bölgelerden Kuzey Atlantik’e ısı taşır. Son araştırmalar bu sistemin durması halinde hem Kuzey Avrupa’da ortalama kış sıcaklıklarında büyük bir düşüşe hem de Amazon’un su döngülerinde köklü değişikliklere yol açabileceğini gösteriyor. Bu durum, yağmur ormanlarının zincirleme bir çöküşe sürüklenmesine ve daha büyük felaketlerin tetiklenmesine neden olabilir.

AMOC’un durmasının ABD’nin doğu kıyısında deniz seviyesinin yükselmesini hızlandırarak şehirleri tehdit etme olasılığı da yüksek. Ayrıca, Antarktika sıcaklıklarını yaklaşık 6 derece artırabilir ve şu anda Güney Okyanusu’nda depolanan büyük miktarda karbonu serbest bırakarak iklim felaketini hızlandırabilir. Bir başka makaleye göre bunun Kuzey Avrupa’daki net etkisi aşırı soğuk dönemler yaşanması olacak. Londra’da sıcaklıkların -19, Edinburgh’da -30, Oslo’da -48 dereceye düşmesinden söz ediyoruz. Daha şubat ayında deniz buzu İngiltere’nin orta kesimlerindeki Lincolnshire’a kadar uzanabilir. İklimimiz radikal bir şekilde değişecek ve büyük kış fırtınaları gibi çok daha şiddetli aşırı hava olayları yaşanma olasılığı artacak. Yağmurla beslenen tarım örneğin İngiltere’nin tamamında imkansız hale gelecek.

Gerçekçi bir değerlendirme yapacak olursak böyle bir değişimin geri dönüşü olmaz. Değişimin hızı da muhtemelen uyum sağlama yeteneğimizi aşar. Doğal iklim değişkenliğinin neden olduğu AMOC durmaları, daha önce de yaşandı. Ancak büyük ölçekli insan uygarlığı çağında hiç görülmedi.

AMOC’un bir “açık” ve bir “kapalı” durumu olabileceğini öne süren ilk makale 1961’de yayınlandı. O zamandan beri, birçok çalışma bu bulguyu doğruladı, potansiyel tetikleyicileri ve olası sonuçları araştırdı. Yakın zamana kadar, insan faaliyetlerinin neden olduğu AMOC çöküşü, “yüksek etki, düşük olasılık” kategorisine giriyordu; gerçekleşirse yıkıcı, ancak meydana gelme olasılığı düşük bir olaydı. Araştırmalar, son birkaç yıl içinde bir yeniden değerlendirme yapılmasına yol açtı. Giderek “yüksek etki, yüksek olasılık”lı bir olay gibi görünmeye başladı. Belki de bu konuda dünyanın en önde gelen otoritesi olan Prof. Stefan Rahmstorf, geçen hafta yayımlanan makaleye bakarak AMOC’un çökmesi olasılığının “yüzde 50’den fazla” göründüğünü söylüyor: “Bu yüzyılın ortasında” dönüm noktasını geçebiliriz.

Yanlış model

Peki neden bu haberler manşetlerde yer almıyor? Neden bizi zarardan koruma iddiasındaki hükümetler için bu konu en öncelikli mesele değil? Meselenin büyük kısmı, oligarşik iktidarın gerçeklikle pek ilgisi olmayan bir iklim etkisi modelini savunmasından kaynaklanıyor: Yani, dünyanın nasıl işlediğine dair bilimsel bulgulardan tamamen kopuk bir hipotezleri var. Bu model, iklim krizine yönelik resmi tepkilerin temelini oluşturuyor.

Bu model, küresel ısınmanın ekonomik etkilerini değerlendirmeye çalışan ekonomist William Nordhaus’un çalışmalarıyla başladı. Onun modellemesi, “sosyal açıdan optimal” bir ısınma seviyesinin 3.5 ile 4 arasında olduğunu öne sürüyor. Çoğu iklim bilimci, bu tür bir sıcaklık artışını felaket olarak görüyor. Nordhaus’a göre, 6 derecelik bir ısınma bile GSYİH’de sadece yüzde 8.5’lik bir kaybına neden olacak. İklim bilimi ise bunun medeniyetin sonu anlamına geleceğini söylüyor.

Ünlü ekonomistler Nicholas Stern, Joseph Stiglitz ve Charlotte Taylor’ın da belirttiği gibi, Nordhaus’un öngördüğü hafif etkiler, kullandığı modelin bir yanılsaması. Örneğin, modellemesi felaket risklerinin var olmadığını ve iklim etkilerinin sıcaklıkla doğrusal olarak artığını varsayıyor. Böyle bir eğilim öngören hiçbir iklim modeli yok. Bunun yerine, iklim bilimi doğrusal olmayan etkiler ve büyük ölçüde artan riskler öngörür. Yüksek ısınmanın olası etkileri arasında büyük şehirlerin sular altında kalması, dünyanın geniş bölgelerinde insan iklim nişinin, yani insan yaşamını sürdüren koşulların çökmesi, küresel gıda sisteminin de çöküşü ve zincirleme rejim değişiklikleri yer alıyor. Bu durum, doğal karbon depolarının serbest kalmasına yol açarak, çok az kişinin hayatta kalabileceği bir “sera Dünya”ya yol açabilir. GSYİH’deki birkaç puanlık düşüşün hiçbir önemi kalmaz: Ölçüm yapacak araç kalmaz. Ölçülecek bir ekonomi bile bulunamayabilir.

(Oksijen’in notu: Girişteki cümle, Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC) üyesi Lübnanlı diplomat Mohamad Safa’ya atfedilir. Nedeni, 2020 yılında yayınladığı bir sosyal medya gönderisi.)

Kaynak: gazeteoksijen

Düzenlenme Tarihi: 01.05.2026,22:07

Zehra İlaslan

Zehra İlaslan

Küresel gelişmeleri ve eğitim dünyasındaki değişimleri odağına alan Zehra, ufuk açan gelişmeleri ve dünyadan önemli haberleri okuyucularımıza ulaştırıyor.

5 1 vote
Article Rating
Bana Haber Ver
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler