🚨 ÖZEL |Şirketler ve Toplum Ayrışıyor: Türkiye’nin Yapay Zeka Karnesi
Türkiye’de yapay zeka teknolojileri günlük yaşamın birçok alanında kendine yer bulsa da, bu dönüşümün toplumun geneline yayılmadığı görülüyor. TÜİK’in 2025 verilerine göre, yapay zeka kullanımında hem bireyler hem de işletmeler tarafında dikkat çekici bir “farkındalık ve adaptasyon açığı” bulunuyor.
Sabah haber akışlarından sosyal medya algoritmalarına, e-ticaret önerilerinden müşteri hizmetlerine kadar pek çok alanda kullanılan yapay zeka, görünmez bir yardımcı haline gelmiş durumda. Ancak veriler, bu teknolojinin Türkiye’de henüz tam anlamıyla içselleştirilmediğini ortaya koyuyor.

İş Dünyasında Artış Var Ama Yetersiz
Yapay zeka kullanan girişimlerin oranı 2021’de %2,7 seviyesindeyken, 2025’te %7,5’e yükseldi. Dört yılda yaklaşık üç kat artış yaşansa da, işletmelerin %92,5’inin hâlâ geleneksel yöntemlerle faaliyet göstermesi, dijital dönüşümün sınırlı kaldığını gösteriyor.
Uzmanlara göre bu durum, yapay zekanın henüz “ana akım” bir iş yapış biçimi haline gelmediğine işaret ediyor.
Toplumda En Büyük Engel: “İhtiyaç Duymuyorum” Algısı
Bireysel kullanım verileri, teknik yetersizlikten çok algısal bir bariyere işaret ediyor. Yapay zeka kullanmayan bireylerin %63,3’ü bu teknolojiye ihtiyaç duymadığını belirtiyor.
Diğer nedenler ise şöyle sıralanıyor:
- Kullanım bilgisi eksikliği: %18,7
- Yapay zekadan haberdar olmama: %12,4
- Gizlilik ve güvenlik endişeleri: %5,5
Bu tablo, birçok kişinin aslında farkında olmadan yapay zeka kullandığını, ancak teknolojiyi bilinçli şekilde tanımlayamadığını gösteriyor.
Büyük Şirketler Önde, KOBİ’ler Geride
Yapay zeka kullanımında şirket büyüklüğü belirleyici bir faktör olarak öne çıkıyor.
250 ve üzeri çalışanı olan işletmelerde kullanım oranı %24,1’e ulaşırken, 10-49 çalışanlı küçük işletmelerde bu oran %6,6’da kalıyor.
Sektörel dağılımda ise:
- Bilgi ve iletişim sektörü: %47,1
- Lojistik sektörü: %13,6
Ayrıca yapay zekayı kullanan işletmelerin %46,5’i bu teknolojiyi pazarlama ve satış faaliyetlerinde değerlendiriyor. Üretim ve verimlilik odaklı kullanım ise ikinci planda kalıyor.
Gençler ve Eğitimli Kesim Öne Çıkıyor
Demografik veriler, yapay zeka kullanımının gençler ve eğitimli bireyler arasında daha yaygın olduğunu gösteriyor.
16-24 yaş grubunda kullanım oranı %39,4’e ulaşırken, yükseköğretim mezunlarında bu oran %36,1 seviyesinde.
Cinsiyet bazında toplam kullanım oranları birbirine yakın olsa da, kullanım amaçları farklılaşıyor. Kadınlar yapay zekayı eğitim amaçlı kullanımda %36,6 ile öne çıkarken, erkeklerde bu oran %26,7’de kalıyor.
Şirketlerin Önündeki En Büyük Engel: Uzman Eksikliği
Yapay zekayı kullanmayan işletmelerin %74,2’si en büyük engel olarak uzmanlık eksikliğini gösteriyor. Maliyet (%67,4), hukuki belirsizlikler (%62,4) ve mevcut sistemlerle uyum sorunları (%61,8) da diğer önemli faktörler arasında yer alıyor.
Uzmanlara göre, nitelikli insan kaynağı eksikliği çözülmeden yapılan teknolojik yatırımların verimli sonuç üretmesi zor görünüyor.
Genel Değerlendirme: Potansiyel Var, Dönüşüm Yavaş
TÜİK 2025 verileri, Türkiye’de yapay zekaya yönelik potansiyelin yüksek olduğunu ancak dönüşümün henüz istenilen hızda gerçekleşmediğini ortaya koyuyor.
Gençlerin ve eğitimli kesimin adaptasyonu umut verirken, toplumun büyük bölümündeki “ihtiyaç duymama” algısı ve işletmelerdeki uzman eksikliği, sürecin önündeki en büyük engeller olarak öne çıkıyor.
Uzmanlar, yapay zekanın artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini vurgularken, Türkiye’nin bu alanda ilerleyebilmesi için teknoloji yatırımlarının yanı sıra insan kaynağına ve dijital okuryazarlığa odaklanması gerektiğini belirtiyor.
Kaynak:https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/57945
Güncelleme Tarihi:12.04.2026-15:50





